NEREDEN
NEREYE
GİDİŞ TARİHİ
 
Online Bilet > Bilgi Yazıları > Boyabat'ta Gezilecek Yerler

Boyabat'ta Gezilecek Yerler



Ülkemizin her köşesinde birbirinden eşsiz doğal ve tarihi güzelliklere ev sahipliği yapan şehirler bulunuyor. Bu şehirlere verilebilecek en güzel örnek, coğrafi olarak ülkemizin en kuzey noktasında yer alan Sinop’tur. Bu şehrin kendi halinde diye tabir edebileceğimiz ama huzur veren atmosferi ile adeta bir cazibe merkezi olan ilçeleri, el değmemiş hazinelerle doludur. Yeşillikler içinde, şirin bir ilçe olan Boyabat, tarih boyunca pek çok uygarlığa beşiklik etmiş. Tarihi MÖ. 600’lü yıllara kadar uzanan Boyabat’a yolunuz düşerse; bu ilçeyi gezmek için birkaç günün yeterli olmadığını, ilçenin tahmin ettiğinizden çok daha fazla “görülecek yer” barındırdığını bilmelisiniz. 

Yolu yakında Boyabat’a düşecekler için, bu şirin ilçede gezilecek yerleri listeledik. Tüm gezi severlere şimdiden keyifli okumalar diliyoruz. 

Boyabat’ta Mutlaka Görülmesi Gereken 7 Yer 

Boyabat Kalesi

Fotoğraf: Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Arşiv

Pirincin bin bir türlüsü ile öne çıkan bu küçük ilçede; tarih meraklılarının ilk adresi mutlaka Boyabat Kalesi olmalı. Üzerinde bulunduğu kaya bloğu bir yer altı şehri olarak kullanılan, tamamıyla panoramik olarak resmedeceğiniz bir yer olan bu kale, ziyaretçilerini muhteşem bir manzara ile baş başa bırakıyor. 

Tarihi MÖ. 7’inci yüzyıla uzanan bu kalenin Paflagonyalılar tarafından inşa edildiği biliniyor. Ülkemizdeki tüm kaleler gibi bölgeye hakim bir noktada yükselen Boyabat Kalesi; Roma, Bizans ve son olarak da Osmanlı İmparatorluğu’nun izlerini taşıyor.  

Boyabat Kalesi, Gökırmak Vadisi ile karşısındaki iki sarp kayalık tepeden biri üzerinde kuruludur. Kalenin en önemli özelliklerinden biri de kayaların aslını bozmaksızın, doğal yapısına uygun olarak inşa edilmesidir. İlginç olan tarafı ise, kalenin bulunduğu tepe, aslında bir yer altı şehrinin dış korumaları görevindedir.

Boyabat Kalesi, sadece kale içi ve surları ile donatılmamış. Özellikle meraklılar ve arkeologlar için kalenin altındaki tüneller heyecan verici ve görülmeye değerdir. Bir nevi labirentleri andıran Boyabat Kalesi’nin en gizemli yeri ise; kalenin altındaki yer altı şehridir. Yapılan araştırmalara bağlı olarak arkeologlar bu yer altı şehrindeki tünellerin Boyabat ilçesinin altından dolaştığını tahmin ediyor. Bu yer altı şehrinde Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntıları görmek mümkün. Restorasyon çalışmaları öncesinde, eski temellerde, kale iç duvarının bir kısmında, Roma ve Bizans eserleri bulunuyormuş. Yeni kalenin ise Osmanlı döneminde yapıldığına kesin gözüyle bakılıyor. Yine de yazılı kanıtlar olmaması sebebiyle bu konuda net bir kanıya varmak çok güç. 

Kırkkızlar Kayası

Fotoğraf: Fatih Temel - Panoramio

Boyabat Kalesi’nin hemen ardından, gezilecek ikinci durak Kırkkızlar Kayası olmalıdır. Epik bir hikayeye sahip olan kayanın, görkemi hikayeyi haklı çıkaracak türden.  Kale ve Kırkkızlar Kayası daha önceden bitişik nizam konumundaymış. Kırkkızlar Kayası’nın üzerine Boyabat Kalesi inşa edilmiş. Savaş döneminde kaleyi korumak için kadın erkek demeden herkes siper olmuş. Kırkkızlar Kayası konum itibariyle düşmanın kaleye girmesine uygun bir yermiş. Düşman sayısının çokluğundan ötürü endişeye kapılan komutanlardan biri kaleyi korumanın alternatif yollarını aramış. Bir anda kılıcını çeken komutan, Kırkkızlar Kayası’nı kılıçla ikiye bölmüş. Yarılan kayanın arasından da bir nehir akmaya başlamış. Ne var ki kayanın üzerinde 40 tane kadın mahsur kalmış. Önlerinde düşman, arkalarında dik ve yüksek bir uçurum.. Mahsur kalan kızlar; Allah’a yalvarmaya başlamışlar: “Allah’ım, bizi ya taş yap, ya kuş yap, kurtar.” Bu duanın ardından kızlar bir anda taşa dönüşmüşler. Bu olaydan sonra da kayaya “Kırkkızlar Kayası” denilmiş. Rivayet ne denli doğrudur bilinmez fakat Boyabat Kalesi ile Kırkızlar Kayası’nın eski dönemlerde pek çok kişiye mezar olduğu söyleniyor. 

Efsanesi ile dikkatleri üzerine çeken Kırkkızlar Kayası’nı mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. 

Boyabat Kaya Mezarları

İlçedeki bir diğer tarihi doku ise Boyabat Kaya Mezarları’dır. Salar Köyü’nün güneydoğusunda yer alan, yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki kalker kayalar oyularak yapılan ve günümüze kadar gelmeyi başaran mezarlarda; iç sütunların birer girişi bulunuyor. Ayrıca, sütunlar üzerinde üçgen alınlık yer alıyor. Aslan figürü şeklinde olan sütun başlıklarının üzerinde iki kademeli olarak oyularak yapılmış kiriş bölümü bulunuyor. Üçgen alınlığın ortasında ise; bir aslan kabartması ve alınlığın dışında sağ tarafta, iki aslan kabartması daha yer alıyor. Alınlığın ortasında ise; aslan ve insan mücadelesine ait kabartma görülüyor.  Boyabat Kaya Mezarları’nı görmek isterseniz şayet, Salar Köyü’nün muhtarından izin almanız gerek, yoksa mezarın bulunduğu yere çıkmanıza izin verilmiyor. Halen daha arkeologların çalışmasını sürdürdüğü Boyabat Kaya Mezarları canlı tarihi bizlere sunuyor.

Belirtmekte yarar var: Boyabat Kaya Mezarları’nın hemen önünde, ovaya doğru çıkıntı yapan son bir tepe göze çarpıyor. Bu tepenin üstünde, yöre halkı tarafından “dilek ağacı” olarak isimlendirilen bir ağaç bulunuyor. Ağaca çıkabilmeniz için, tepenin en üst noktasına ulaşmanız gerekiyor. Ağacın bulunduğu yerden, ovayı seyretmeye doyamayacağını söylemeliyiz. Ne yazık ki, ağacın kökleri arasında define arayan define avcıları ağaca fazlasıyla zarar vermiş. Bu ağacı halen daha görülebilecek konumdayken ziyaret etmelisiniz. Bizden söylemesi! 

Bazalt Vadisi

Fotoğraf: Sinop Kültür Turizm

Bazalt Vadisi, hem ülkemizde hem de dünyada ender görülen volkanik yapıları içermesi sebebiyle oldukça önem taşıyor. Boyabat ilçesine  15 kilometre uzaklıkta bulunan Kurusaray Köyü yakınlarındaki Fındıklık mevkiinde  yer alan bu vadi, bazalt kayalardan oluşuyor. 4/6 köşeli  olan ve yüksekliği 30 - 40 metreyi bulan bu sütunların çevresinde jeolojik yapılara ait oluşumlar olduğu biliniyor. Yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara göre: Bazalt Vadisi’nin yaklaşık 3 ila 5 milyon yıllık bir geçmişe sahip oldukları tespit edilmiş. Bu vadideki bazaltın en önemli özelliğinin ise soğuma çatlaklarına ait yapıların kıvrımlı oluşumlar sunması olduğu söyleniyor. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından “tabiat anıtı” ilan edilen Bazalt Vadisi,  Boyabat’ta gezilip görülmesi gereken özel yerlerden biridir. 

Boyabat Evleri

Fotoğraf: Sinop Kültür Turizm

Boyabat’ın evlerinin de harika olduğunu söylemeliyiz! Bu evler, tarihi Osmanlı dönemine uzanan mimari eserleridir. Ağırlıklı olarak ahşap malzemenin kullanıldığı evlerde, ayrıca Bağdadi tekniği kullanılmış. Yani bu evler dolgulu bir tür tuğla malzeme ile inşa edilmiş. Fazla miktarda pencere, ön cephede iki çıkma arasında ve üçgen alınlıkla son bulan kapı girintisi, ortak cephe özelliklerini meydana getiriyor. Boyabat Evleri’nin ilçeyi turizm açısından önemli bir cazibe merkezi haline getirdiği inkar edilemez bir gerçektir. Bu nedenle ilçeyi gezerken yanınıza bir fotoğraf makinesi almanızı ve beğendiğiniz evlerin fotoğraflarını çekmenizi tavsiye ediyoruz. 

Kılıçlı Şelalesi

Boyabat sadece tarihi yapılarıyla değil doğal güzellikleri ile de bizi cezbediyor. Kılıçlı Şelalesi, Kılıçlı Köyü’nün yaklaşık 4 kilometre kuzeyindedir. Bol oksijeni ile ruhunuzu rahatlatan şelale, 250 metre yükseklikten dökülüyor. Bazı araştırmacılar ise suyun 328 metre yükseklikten döküldüğünü iddia ediyor. 7 basamak şeklinde dökülen şelalenin adeta görsel şov yaptığını söylemeliyiz. 

Kılıçlı Şelalesi’ne gittiğinizde, suyun müthiş görüntüsüne kapılıp doğa ile iç içe kalmanın keyfini süreceksiniz. Çoğunlukla dağ bisikleti, dağ yürüyüşü veya kamp severlerin tercih ettiği bu yer, yabancı turistlerin de uğrak noktası. 

Çukurhan Köyü / Şelalesi

Boyabat’ın 30 kilometre uzaklığındaki bu köy; tamamıyla Doğu Karadeniz atmosferine sahip, mistik bir bölge. Çukurhan Köyü, atmosfer olarak Kılıçlı Köyü’ne benzese de, iki köy arasında yükseklik bakımından farklılık bulunuyor. Her iki köyün de özellikle doğa turu yapmak isteyenlerin uğrak yerleri olduğunu belirtmemizde fayda var. 

Köyün şu anki resmi nüfusu 198 kişiden ibarettir. Köy bir dönem epey göç verse de, şimdilerde göç edenlerin tekrardan köye dönmeye başladığı söyleniyor. Tıpkı Kılıçlı Köyü’nde olduğu gibi, Çukurhan Köyü’nde de adeta güldür güldür dökülen bir şelale bulunuyor. Hatta köy, bu şelale sayesinde kapılarını turizme açmış. Ayrıca köyde doğaseverlerin kamp yapabilmesi için ihtiyacı olan her şey sunuluyor.


Onlinebilet.com

twitter ikonu facebook ikonu google plus ikonu
ipektr