NEREDEN
NEREYE
GİDİŞ TARİHİ
 
Online Bilet > Bilgi Yazıları > Dünyanın En Eski Tapınağı: Göbekli Tepe

Dünyanın En Eski Tapınağı: Göbekli Tepe



Dünyanın en eski tapınağının, geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapan ülkemizde yer aldığını biliyor musunuz? 

Tarihin en eski kült yapılar topluluğu olarak bilinen Göbekli Tepe,  Şanlıurfa’nın kuzeydoğusundaki Örencik Köy’ü yakınlarında yer alıyor. Göbekli Tepe’de yapılan arkeolojik kazılarda, 20’ye yakın tapınak tespit edilmiş ancak bugüne kadar bu tapınaklardan sadece 6 tanesi bulunabilmiştir.  Ayrıca, bölgenin yerleşim yeri olarak değil, tamamen ibadet amacıyla inşa edildiği ortaya çıkmıştır. Bir Neolitik dönem yapısı olan Göbekli Tepe, Mezopotamya’da bilinen en eski şehirlerden 5000 yıl, İngiltere’deki Stonehenge’den 7000 yıl ve Mısır Piramitleri’nden 7500 yıl daha eski. Tarihi M.Ö.12000’li yıllara dayanan bu eşsiz bölge, yerleşik hayatın bildiğimizden çok daha önce başladığını ortaya koyuyor. 

Dikili Taş Şekilleri ve Motifler 

80 dönümlük bir arazi üzerine kurulan Göbekli Tepe; 10- 12 adet, T şeklinde olan ve üzerine hayvan motifleri işlenmiş dikili taşlar ile çevrelenmiş bir alandan oluşuyor.  Yuvarlak bir planda dizilen taşların arası taş duvarla örülmüş durumda. Taşların kalınlığı 1.4 metre, boyları ise 12 metredir. Göbekli Tepe’nin merkezinde ise diğerlerine oranla daha uzun iki dikili taş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu taşların boyları 3 ila 6 metre, ağırlıkları ise 40 ila 60 ton arasında değişiyor. Karşılıklı olan taşların, arınmış iki insanı simgelediği düşünülmektedir. Dikili taşların büyük bölümünün üzerinde insan, el-kol, çeşitli hayvan resimleri almaktadır. Taşlar üzerinde en sık görülen hayvan motifleri ise; boğa, tilki, yaban ördekleri, yaban domuzu, akbaba ve yılandır.  Bir kısım arkeolog, figürlerin tapınağı ziyaret eden kabileleri sembol ettiğini iddia etse de, bu motifler ile ne anlatılmak istenildiği hala bulunamamıştır. Göbekli Tepe arkeolojik kazıları sırasında, üç boyutlu kabartma şeklinde yapılan betimlemeler de bulunmuştur. Bu betimlemelerden en çok dikkat çekeni, T biçimindeki sütunun yan tarafından aşağıya doğru iner biçimde tasvir edilen aslan kabartmasıdır. 

Söz konusu dönemde taşların nasıl taşındığı, nasıl dikildiği ve kabartmaların nasıl yapıldığı bugün hala bilinmiyor.  Göbekli Tepe kazı çalışmalarında çalışan arkeologları ve tarih meraklılarını heyecanlandıran da bu bilinmeyenler. Çünkü bu bilinmeyenler gün yüzüne çıktığında insanlık tarihi yeniden yazılabilecek. 

Göbekli Tepe’deki kült yapıların tarım ve hayvancılığın başladığı döneme yakın bir zamanda, son avcı grupları tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Bu tarihi mekanın. M.Ö. 8000’li yıllara kadar inanç merkezi olarak kullanıldığı, daha sonra ise terk edildiği anlaşılmaktadır.  Arkeolojik kazılarla ulaşılan bir diğer sonuç, Göbekli Tepe’nin tapınak dışında başka bir amaç ile kullanılmamış olmasıdır.  

Yapıldığı yıldan tahmini bin yıl sonra, tonlarca toprak ve çakmaktaşlarıyla tamamen gömülen Göbekli Tepe’nin neden gömüldüğü de hala bilinmiyor.  Bu tapınağın hiç bozulmadan bugüne kadar kalması ise arkeolog başta olmak üzere herkesi şaşırtıyor. 

Sadece yurt içinden değil, yurt dışından da yoğun ilgi gören Göbekli Tepe, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Bu bağlamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile yürüttüğü Gelecek Turizm’de Projesi kapsamında, Göbekli Tepe’ye giden yol kenarlarına, kazı çalışmaları hakkında bilgi veren ve T şeklinde olan figürlü taş levhalar yerleştirildi. Boyu 2.5 metre, eni ise 1 metre olan 10 taşa Göbekli Tepe’deki dikili taşların üzerindeki motifler yapıldı. 

Göbekli Tepe Nasıl Keşfedildi? 

Göbekli Tepe ilk olarak 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi’nin ortaklaşa hazırladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi Araştırma Projesi çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalarda keşfedilmiş, fakat çalışmaların üzerinde durulmamış. 

1983 yılında ise,  tarlasını karasaban ile süren Mahmut Kılıç isimli çiftçi, oymalı bir taş bulur ve bu taşı müzeye götürür. Ancak yetkililer tarihi bir özelliği olmadığı düşüncesiyle taşı ambara koyarlar. Yıllar sonra müzeye gelen uzmanlar taşın tarihi özelliğini fark ederler ve taşın bulunduğu bölgede inceleme yapmaya başlarlar. Çiftçinin bulduğu taş ise bugün Şanlıurfa Müzesi’nde sergileniyor. 

1995 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt’in danışmanlığında kazı çalışmaları başlamıştır. 2007 yılında ise bu çalışmaların başkanlığına Klaus Scmidt getirilmiştir. Kazı çalışmalar yılda iki kere olmak üzere, ilki Nisan - Mayıs, ikincisi ise Eylül – Ekim aylarında başlıyor ve her biri 10 hafta sürüyor.  

Göbekli Tepe, geçtiğimiz yıllarda UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır. 

Genel Bilgiler

  • Nisan ve Ekim ayları boyunca yaz saati uygulanır. Göbekli Tepe’yi bu aylar boyunca saat saat 8.00 ila 19.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. 
  • Kasım ve Mart ayları boyunca ise kış saati uygulanır. Eğer bu aylarda Göbekli Tepe’ye gitmeyi düşünüyorsanız, ziyaretlerinizi saat 8.00 ila 17.00 arasında gerçekleştirebilirsiniz. 
  • Göbekli Tepe’ye giriş ücreti 5 TL’dir. 
  • Müzekartınız varsa Göbekli Tepe’yi bir yıl boyunca 2 kez ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. 
  • Müzekart+ sahibiyseniz Göbekli Tepeyi bir yıl boyunca sınırsız olarak ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. 

Göbekli Tepe Yakınlarında Gezilecek Yerler

Eğer henüz gitmediyseniz, peygamberler şehri olarak anılan Şanlıurfa’yı ziyaret etmenizi ve sadece Göbekli Tepe’yi değil, şehirde yer alan diğer tarihi mekanları da görmenizi öneririz. 

Şanlıurfa denilince İlk akla gelen Balıklı Göl’ü gezebilir ve bu civardaki turunuzu Halil Ur Rahman Camii ile Urfa Kalesi’ni görerek bitirebilirsiniz. 

Şanlıurfa’ya gitmişken medeniyetlerin buluşma merkezi Harran bölgesini gezmeden dönmek olmaz tabii ki. Harran gezinize ilk olarak birbirinden şirin Harran Kümbet Evleri’ni görerek başlayabilirsiniz. Yaz aylarını serin kış aylarını ise sıcak geçirebilmek amacıyla inşa edilen bu evleri gezerken bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Harran’da gezebileceğiniz diğer noktalar ise,  Harran Kalesi, Harran Höyüğü, Harran Üniversitesi, Harran Ulu Cami ve Harran Şehir Surları.

Birecik Barajı sularının altında kalan Halfeti’yi de Şanlıurfa gezinize mutlaka dahil etmelisiniz. Tarihe meraklıysanız, Bazda Mağaraları, Sin Mabedi, Soğmatar Antik Şehri ve Pognon Mağarası’nı da gezmenizi öneririz. 


Onlinebilet.com

twitter ikonu facebook ikonu google plus ikonu
ipektr